İp Ucu

İp Ucu
Deneme Adı Susturucu
Bölüm No 9
Yazar Meriç Tanzer
Yazıldığı Yıl 2008

...Kilidin demir dilini kestikten sonra sessizce pencereyi açtı, yüzünü Gökhan’a döndü ve yüzündeki pis sırıtışı gösterdi. Ardından da gecenin karanlığına atladı.

Şule ve İbrahim, yan odada olanlardan habersiz, vazodan fırlayarak kırılan inanılamayacak kadar ufak cihazı inceliyorlardı. İkisi de cesedi inceleme işini olabildiğince ertelemeye çalışıyorlardı.

“Sonuçta mercekleri var. Bir çeşit kamera olmalı.” dedi İbrahim. Ağlama krizi yarım kesilmiş olan Şule dikkatini verecek yeni bir şey bulduğu için mutluydu.

“Haklısın. Şu ince kablo da kaydettiklerini depoladığı aygita gidiyor olmalı. Bu kadar ufak bir aletin geniş bir hafızası olduğunu sanmıyorum.” İbrahim sadece başıyla onayladı. Ancak ufak bir sorun vardı. kablo vazo yere düşüp kamerayı parçalarken kopmuştu. İki arkadaş sessiz bir anlaşmayla kablonun ucunu arama işine başladılar. Vazonun olduğu katta kablonun ucunu buldular. Kablo, ahşabın içine açılmış bir deliğe giriyordu. İbrahim yere düşmüş olan ağır vazoyu eline aldı. Amacı rafları parçalamaktı ama Şule onu durdurdu. Cebinden Canberk’ten aldıkları çakıyı çıkardı ve İbrahim’e uzattı.

Çakı inanılmaz iyi iş çıkardı. Tahtayı sanki kartondanmışcasına kolayca kesti. Kablonun izlediği yolu çok daha sessizce açmışlardı. Kablo iki raf aşağı indikten sonra rafların arkasındaki duvarın içine giriyordu. İbrahim çakıyı duvarda da denedi. Sadece sıva olduğu anlaşılan duvar kolayca kesildi ve sadece bir dizüstü bilgisayarın sığabileceği bir gizli bölme ortaya çıktı. Bilgisayarı bölmeden güç bela çıkardıklarında gizli bölmeye yan odadan da ulaşılabildiğini anladılar. Hatta bu duvarın aksine o duvarda gizli bölmenin doğru düzgün açılmasını sağlayacak bir mekanizma bile vardı. bilgisayarı heyecanla açtılar.

Bir program açıktı ve hala çalışıyordu. Bir çeşit kamera kayıt programıydı. İbrahim biraz kurcaladı ve kayıtlı dosyaları buldu. Yaklaşık bir saat kadar önce kaydedilmiş bir dosya buldu. Şule’ye soran gözlerle baktı.

“Bunu Gökhan da görmek isteyecektir.” dedi Şule.

İki arkadaş bilgisayarı da yanlarına alarak yan odaya geçtiler. Oda da sadece Gökhan vardı. O da rengi atmış bir şekilde açık pencereden sokağa bakıyordu. Şule koltuktaki kesik iplere ve yerdeki ufak kan damlacıklarına baktı. Kan damlalarını İbrahim de görmüştü. Gökhan’a endişeyle yaklaştı.

“İyi misin?”

“Hayır. Adamı hiç aramadık. Hatta üçümüzün de silahlarını almıştı. Onları bile geri almayı akıl edemedik.” Sinirle sıktığı dişlerinin arasından neredeyse anlaşılamayacak bir şekilde, tıslayarak konuşuyordu. Sağ eliyle sıkı sıkıya sol omzunu tutuyordu.

Arkadaşların buna diyebilecekleri bir şey yoktu. Çok büyük bir hata yapmışlardı. İbrahim tekrar kan damlalarına baktı. Cama, Gökhan’a doğru ilerliyordu.

“Kanıyor musun?”

“İpleri kesmek için bulduğumuz çakının bir benzeri kol saatinde varmış. İplerini kestiğini fark etmedim. Tam kontrol edecektim ki sizin oradan bir ses geldi. Sahi siz ne halt ediyordunuz orada? Bir an dikkatim dağıldı ve oda önce omzumu yardı ardından da karnıma tekma attı. Size seslenecek nefesim bile kalmadı!!!”

Son iki cümlesini bağırarak söylemişti. Daha önce Gökhan’ı pek sinirli görmemişlerdi. En azından bu kadar sinirli. Sinir bozucu bir kaç saniyenin ardından Şule cevap vermeye karar verdi:

“Bir kamera bulduk. Gizli bir kamera. Anlaşılan bir bilgisayara bağlıymış. Kaydettiği bir şey bulduk. Bu akşam kaydetmiş. Bir saat öncesi. Mert’in bahsettiği şey olabilir.”

“Mert kaset demişti.”

“Evet ama insanlar kağıt mendile de hala selpak diyor. Hem bilgisayar da gizlenmişti. Belki duyan birisi olabileceği için şifreli konuşmuşlardır.”

“Ne olursa olsun. İzlemeye başlamadan önce bu evden çıkalım. O manyak her an geri dönebilir.” dedi İbrahim. Endişeli görünüyordu. Hatta tedirgin...

“Önce Gökhan’ın yarasıyla ilgilenelim. Eğer duvarlardan fışkıran gizli kameralar varsa bir yerlerde bir ilk yardım çantası ya da onun gibi bir şey de vardır.”

Aradılarını bulmaları sadece yarım dakikalarını aldı. Banyoda bir ecza dolabı bulunuyordu. Bu gruba biraz komik gelmişti. Hepsinin de akıllarına ilk okul dönemine ait hatıralar geldi. Bu tarihte, böyle bir eve yakıştıramamışlardı gördüklerini. Ancak dolabın tahta kapağını açtıklarında bu ecza dolabının pek de ilk okullarından hatırladıklarına benzemediğini fark ettiler. Dolabın içinde çeşitli dezenfektanlar, antibiyotikler, ağrı kesiciler, panzehirler, çeşitli amaçlar için farklı farklı bandajlar ve ufak çaplı bir ameliyatı gerçekleştirebilcek ekipman vardı. dolap duvarın içine doğru oyulmuştu ve anlaşılan yan odadaki, yani mutfaktaki dolapların birini de bu gizli dolap için feda etmişlerdi.

İkisi de nereden bildiklerini bilmeseler de yapmaları gerekeni gözleri kapalı yapabileceklermiş gibi hissediyorlardı. İbrahim, dolaptan kullanabilecekleri dezenfektan, ağrı kesici ve antibiyotik üçlüsüne karar vermeye çalışırken Şule’de dolaptan aldığı bir makasla yaranın olduğu kolun etrafındaki kumaşı kesmekle meşguldü.

“Sanırım bu ağrı kesici yeterince çabuk etki edecektir.” dedi İbrahim. Gökhan kapsülü İbrahimin elinden adeta sökercesine aldı ve suya bile ihtiyaç duymadan yuttu.

“Buna dikiş atmamız gerekecek.” Şule teşhisini koymuştu. Ellerine bir çift steril eldiven geçirdi. İbrahim de onun için dikiş ipi paketlerinden birini açmıştı. Şule ipleri eldivenli elleriyle alarak iğneye geçirmeye başladı. Bu sırada İbrahim de yaraya daha yakından inceledi.

“Kesik temiz görünüyor. Bir kaç gün içerisinde kapanır ancak şu yaranın etrafındaki sarılık ne?” Şule daha önce dikkat etmemişti ancak İbrahim kendisine söylediğinde fark etti. Leke soluktu ama fark edilemeyecek gibi de değildi. Yara izine parmağının ucuyla biraz bastırdı. Gökhan tepki vermedi. İki arkadaş normalde acıyla bir tepki vermesi gereken arkadaşlarının yüzüne baktıklarında Gökhan’ın gereğinden hızlı soluk alıp verdiğini ve renginin hafiften kızarmaya başladığını fark ettiler. Teşhis bir anda ikisinin de zihinlerinde belirdi ve aynı anda dile getirildi.

“Zehir.”

Editor eleştirisi

9. Bölüm

Genel Puan: 
 
7.5
Senaryo & Kurgu:
 
8.0
Özgünlük:
 
6.0
Yazın Kalitesi:
 
8.0
Akıcılık:
 
8.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Toplam 0 kişiden 0 tanesi bu eleştiriyi beğendi
Nispeten uzun bir bölüm...
 
 


Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Eleştiri yazmak için lütfen giriş yapın.
 
 
 

Üye Girişi