Kaçırılış

Kaçırılış
Deneme Adı Susturucu
Bölüm No 1
Yazar Meriç Tanzer
Yazıldığı Yıl 2008

Gece geç saatler, Eskişehir’in soğuk ve kuru havasında zorlayıcı bir ayaz. Sokaktaki evlerde tek tük ışıklar. Sokak da boş sayılır, çöpleri karıştıran bir kedi ve hızlı adımlarla yürüyen uzun boylu adamı saymazsak. Ne soğuktan ne de bu kadar geç bir saatte bırakın sokakta olmayı uyanık olmaktan bile hoşlanmayan bu adam bu memnuniyetsizliğini adeta attığı her adımda fark ettiriyordu. Gerçi gece saat bir suları kendi yaşıtı pek çok öğrenci için çok da geç bir saat olarak kabul edilmese de kendisi için on iki yatmak için en uygun saatti.

Atkısını artık neredeyse kendisini boğacak kadar sıkıştırırken bir yandan da değip değmediğini düşünüyordu. Bu saatte hala dışarıda olmasının tek sebebi arkadaşlarıyla birlikte olmasıydı. Birlikte oyun oynamış, sohbet etmişlerdi. Gökhan’ın kalkmak için öne sürdüğü geç oldu bahaneleri grup tarafından evinin çok yakın olması savunmalarıyla hızla geçiştirilmiş ve türlü duygu sömürüsüyle susturulmuştu. Artık evine iyice yaklaşan Gökhan aslında pek de değmediğini düşünmeye başlamıştı. Neyse ki artık evinde sayılırdı ve sıcak yatağı onu bekliyordu.

İyice yaklaşana kadar fark etmemişti, boğazına rüzgar yememek için başı öne eğik yürürdü, ancak evinin önünde siyah bir araba durmaktaydı. Sert ve tanıdık hatları öndeki sembolü gözükmüyor olsa da bir Mercedes olduğunu belli ediyordu. Her ne kadar tanıdık geliyor olsa da her köşe başında rastlanamayacak bir modeldi. Yeni ve gıcır gıcırdı. Camları koyu renkti. İçeride birisi oturuyor olsa dahi fark etmek mümkün değildi.

Gökhan gayri ihtiyari yavaşladı. Böyle bir arabayı daha önce bu civarda görmemişti. Oturduğu mahalle pek de parlak bir yer sayılmazdı. Böyle bir arabaya sahip olacak birilerinin olması fikri bile saçmaydı. Yine de birilerinin Almanya’daki akrabaları gelmiş olabilirdi pek tabi. Bu şekilde düşüncelere dalmış bir şekilde ağır ağır yaklaşırken sağ ön cam açıldı. Böylece içeride, ön iki koltukta sert yüz hatlarına sahip, kır saçlı, orta yaşı aşmış iki adam olduğu ortaya çıktı. Omuz genişlikleri göz önüne alındığında eskiden yapılı oldukları söylenebilirdi. Şimdi ise ilerlemiş yaşları nedeniyle sadece eski güzel günleri hatırlatıyorlardı. Camın dibinde oturan adam çatık kaşlarının altındaki uçuk yeşil gözleri garip bir şekilde parlıyordu.

Gökhan daha gördüklerini sindirmeye çalışırken başına aniden saplanan bir ağrıyla yere kapaklandı. Ağrı inanılmazdı. Daha önce böyle bir şey yaşamamıştı. Ne yapacağını bilemez bir şekilde yerde yatarken bilinçsizliğin ağır ama yumuşak derinliklerine daldı. Sıcak yatağı artık ne kadar da uzaktı.

* * *

İbrahim arkadaşlarını uğurlamış sıradan misafirlik sonrası ritüelleri gerçekleştiriyordu, yani en azından kısmen. Mesela bardakları kırılma tehlikeleri olduğu için mutfağa götürmüş giderken de çeşitli çer çöpü de atmıştı. Sağda solda bir iki boş abur cubur paketi vardı belki ancak pek de önemli değildi. Sabaha toplayabilirdi. Bilgisayarının başına geçip fazlaca şişmiş msn listesindeki isimleri gözden geçirmeye başlamıştı ki camına birisi tıklattı.

Odası zemin katta ve sokağa baktığı için evini bilen arkadaşları zili çalarak tüm ev halkını ayaklandıracaklarına sadece onu camına tıklatarak geldiklerini bildirmeyi daha doğru bir davranış olarak görüyorlardı. Bu da ibrahim’in işine geliyordu. “Birisi bir şeyini unuttu galiba” diye düşünerek cama yaklaştı ve perdeyi araladı. Karşısında Gökhan vardı. Camı açmasını işaret ediyordu. Bakışlarında bir gariplik olsa da İbrahim bunu kendilerinin neden olduğu uykusuzluğa verdi. Şüphelenecek bir şeyi yoktu. Perdeyi çekip pencereyi açtığında siyah Mercedes’i fark etti. Artık çok geçti. Ağır baş ağrısı onu da kıskacına aldığında bağıramadı bile. Sadece dizlerinin üzerine çöktü ve gözleri kararana kadar dizlerine baktı.

* * *

Şule, sevgilisi olan adamın yanında evlerine doğru yürüyordu. Gece hoş geçmiş, uzun zamandır eve tıkılıp kalmış olan çifte iyi gelmişti. Bu hoş değişikliğin ve alınan fazladan oksijenin bu geceki ufak özel eğlencelerini ortalamanın üzerine çıkarmasını umuyordu. Yolu yarılamışlardı ki Mert’in telefonu çalmaya başladı. Mert telefonunu çıkardı ve numaraya baktı. Anında bakışları karardı ve tereddüt içinde Şule’ye baktı. Sonra derin bir nefes alarak sakinleşti ve telefonu açtı.

Şule’nin aklına kıskanılacak ya da şüphelenilecek bir şey gelmemişti. Bu konuda güveni sonsuzdu. Ancak olsa olsa ailesinden birisi olabileceğini tahmin etti. Araları pekiyi değildi son zamanlarda.

Mert telefonu açtı ancak bir şey demeden karşı tarafın konuşmasını bekledi. Sonra kısa ve sert bir biçimde sordu:

“Bu kadar acil mi?”

Şule, daha önce Mert’in bu kadar sert konuştuğunu duymamıştı. Ardından ilki kadar keskin ikinci cevap geldi:

“Peki.” ve telefon kapandı.

Mert derin bir soluk alarak Şule’ye döndü ve her zamanki sakin ifadesinden çok uzak bir ifadeyle bakıyordu. Alnında gecenin ayazına rağmen ter damlaları vardı. Aynı telefona cevap verdiği ses tonuyla konuşmaya başladı:

“Burada kal. Hemen geliyorum. Ne olursa olsun bir yere kımıldama.” Bu kelimeler hiç alışık olmadığı o sert tonla söylenmişlerdi. Bunlar rica değil doğrudan emirlerdi. Gecenin getirdiği sürprizler giderek garipleşiyordu. Normal şartlarda kimseden ne için olursa olsun emir dinlemeyecek olan Şule sevgilisinin bilmediği bir yüzüyle karşılaşmanın verdiği şaşkınlıkla itiraz etmeyi düşünmedi bile. Mert biraz sakinledi ve her zamanki gülümsemesini andıran bir tebessüm takındı. Ancak garip bir şekilde yapmacıktı. Kesinlikte içten gelmiyordu. Sadece onu rahatlatmak için takınılan bir maskeydi. Hem de çok başarısız bir tane.

Mert başarısızlığının farkına vardıysa da Şule’nin bunu anlamasını sağlayacak bir harekette bulunmadı bir az önce önünden geçtikleri ara sokağa girdi.

Şule ne yapacağını bilemez bir şekilde Mert’in peşinden baka kaldı. O sokağa girince de gecenin soğuğu sevgilisinin bıraktığı boşluktan içeri dolmaya başladı. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Mert bu kadar geç bir saatte hangi sebeple onu tek başına bırakır ve bir sokağa deli gibi dalardı? Anlamlandıramıyordu. Çok saçmaydı. Biraz sakinleşip kafasını toplamaya çalıştı. Sakinleşme ihtiyacı gece tek başına olmasında değildi. Onu korkutan yeni tanık olup tanımak zorunda kaldığı Mert’ti. Bu şekilde davranabilecek son kişiydi Mert. Hatta bir ara kendisi onu zorlamıştı biraz daha sert olması için. Yaptıkları konuşmanın bu kadar uç noktadan etki göstermesini beklememişti.

Bu şekilde düşüncelere dalmışken siyah Mercedes’in yaklaşmasını, camın açılmasını ve içerideki adamların ona bakmasını fark etmedi bile. Başı ağrımaya başladığında ise zaten bu şansı çoktan kaçırmıştı.

* * *

Siyah her yanını sarmıştı. Korkutmuyor, heyecanlandırmıyor, aslında hiçbir şey ifade etmiyordu. Sadece siyah vardı. Boşlukta sürükleniyor hissi veren, ağır ağır akan bir siyah… Sanki insanlığın keşfetmek için yanıp tutuştuğu uzayda serbestçe dolanmak gibiydi ancak yıldızlar, gezegenler, gök taşları gibi tüm göz kamaştıran, merak uyandıran detaylar olmadan.

Derken o akışkanlık, o kayma hissi birden durdu. Adeta izlediği film duraklatılmış gibi. Sonra siyah sanki yapışkan, iğrenç bir zift gibi aşağıya akmaya başladı ve arkasından ortaya çıkan görüntüyü idrak etmek uyuşmuş beyni için oldukça zordu.

Elinde bir silah vardı. Susturuculu ve ateşe hazır bir tabanca. Nereden bildiğini bilmese de içinde dolu bir şarjör ve namluda da hazır bir mermi vardı. Namlunun altında ufak bir lazer işaretleyici vardı ve lazer bir küvette su ve köpükler içinde yatan, gergin bir şekilde suratına bakan adamın alnındaydı. Adam sanki bir anlık tereddüdünü fark etmiş olmalıydı. Hızla sağına, kendini emniyete almak için bulundurduğu silahına hamle yaptı. Şule sadece refleksleriyle cevap verdi. Ne yaptığının farkına bile varmadan ateş etti. Mermi az da olsa yer değiştirmiş olan kurbanın şakağına saplandı. Adamın silaha uzanmakta olan eli anında yönünü şaşırdı ve silahın üzerinde durduğu sehpaya çarptı ve gürültüyle devirdi.

Dışarıda, süitin salonu kabul edilebilecek odada bunun iki genç adam susturucudan sızan silah sesiyle bir anda kendilerine geldiler. Her ne kadar kendilerine geliş süreçleri Şule’nin yaşadığı kadar şaşırtıcı ve acılı olsa da ardından karşılaştıkları manzara o kadar da kötü değildi. İkisi de bilinçlerini geri kazandıklarında birbirlerini otel görevlileri kılığında ve ellerinde silahlarla gördüler. Bilinçlerini geri kazanma süreçleri sehpanın devrilirken çıkardığı sesle hızını arttırdı. Şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemez bir şekilde birbirlerine bakarlarken banyo kapısı gürültüyle açıldı. Hızla silahlarını oraya doğrulttular ve şaşmaz bir kesinlikle nişan aldıklarını fark ettiler. Son anda ateş etmemeyi başararak silahlarını indirdiler. Karşılarında yemyeşil bir surat, elinde susturuculu bir tabanca, iç çamaşırları ve yaklaşık on kilo eksiğiyle Şule duruyordu.

Üç arkadaş başlarında bilinçlerini kaybettikleri andan hatıra kalan hafif ama rahatsız edici sızlamalarla birbirlerine bakakaldılar. Üçü de neler olduğunu hatırlamasalar da son kırk beş dakikadır neler yaptıklarını çok net biliyorlardı. Sanki bozuk bir radyodan etrafta olan her şeyi dinlemiş gibiydiler.

Editor eleştirisi

Hmmm....

Genel Puan: 
 
7.3
Senaryo & Kurgu:
 
8.0
Özgünlük:
 
6.0
Yazın Kalitesi:
 
6.0
Akıcılık:
 
9.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Toplam 1 kişiden 0 tanesi bu eleştiriyi beğendi
Kendi yazıma puan vermek zor oldu ancak olabildiğine objektif olmaya çalıştım. Hatta belki biraz fazla acımasız bile oldum yine de zaten benim için önemli olan sizlerin vereceğiniz yorum ve puanlar.
Bu hikayeyi oldukça kısıtlı zaman aralıklarında, iş arkadaşlarımın okuması için yazdım. Bir dizi hikaye olarak her gün yeni bir bölüm yazarak gönderdim. Kısa olmasından korkarken arkadaşlarım zaman yetiştiremediklerini daha da kısaltmamı istediler. Sonuç olarak bazı yerler biraz kırpıldı ve yüzeyselleşti. İlerleyen bölümlerde tasfirlerin azlığı dikkatinizi çekebilir. Karakterleri bile çok tanıtma şansım olmadı ve hikaye akışı içinde tanımaya çalıştım. Siteye eklemeden önce elimden geldiğince elden geçirerek ekleyeceğim.
Yine de yanlış anlamayın eleştiri yaparken elinizden geldiğince açık ve acımasız olun. Ne kadar eksiğimi görür beni haberdar ederseniz o kadar kendimi geliştirmem de yardımcı olursunuz.
Okuduğunuz ve fikirlerinizi paylaştığınız için şimdiden hepinize teşekkür ederim...
 
 


Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Eleştiri yazmak için lütfen giriş yapın.
 
 
 

Üye Girişi