Görev

Görev
Deneme Adı Susturucu
Bölüm No 21
Yazar Meriç Tanzer
Yazıldığı Yıl 2008

“Çünkü arabadan haberdarsınız ve şehirden kaçan insanların oluşturduğu trafikte kolaylıkla yakalanabilirlerdi.” İbrahim tatsızca ama kendinden emin bir şekilde konuşmaya katıldı.

“Bir dakika. Şehirden gitmek için bir sebepleri var mı? Onlardan haberdar olduğumuzu nereden bilebilirler ki?” dedi Canberk sabırsızca.

“Çünkü muhtemelen polis telsizini dinliyorlar. Sen polisleri yatıştırana kadar dairede bulunan ceset çok grültü koparmış olmalı. Onları resmen aptal yerine koyup parmaklarının ucundan kaçan şüpheliler de cabası.” Mert’in sesi tatsız çıkıyordu. Sanki derinlere gömülmüş bir sızının titreşimleri hissediliyordu.

“Peki onları nasıl bulucaz?” dedi Gökhan. Herşeyin normale dönmesini istiyordu. Ne kadar çabuk o kadar iyi.

“Önce nerede olabileceklerine karar vermek gerekiyor.” Mert serin kanlıydı ama sanki dikkati dağılıyordu. İki arkadaş o zaman bu karşılarındaki adamın da en az kendileri kadar zor bir gece geçirdiğini fark ettiler.

“Başka ajanlar yok mu? Sadece biz mi varız?” dedi İbrahim.

“Sizi örtbas etmek için radyoaktif sızıntı olduğuna dair bir yalan söyledim. Bu sayede bu civarda hiç ajan kalmadı. İnsanların tahliye edilmesine yardım ediyor olmalılar.”

“Onlara versek eşgallerini. Böylece çok kolay olmaz mı?” İbrahim’in gözleri parlamıştı.

“Bu durumda açıklamamız gereken çok şey olur. Eğer bu gece olanları onların üzerine yıkacaksak bu işi kendimiz yapmalıyız.” Mert’in sesi tartışma kabul etmiyordu.

“Radyoaktif sızıntı olabilir dedin ama daha mudahale etmeye kimse gelmedi öyle mi?” Gökhan kafasındaki sorulara cevap almadan çözüm üretemeyecekti.

“Bir patlama ihtimalinin olduğunu söyledim. Eğer bir sızıntı varsa zaten beni öldürecek kadar radyasyon yüklendiğimi ve hala kapatabileceğimi düşündüğümü söyledim. Kendimden geçmiş olma ihtimalime karşılık her on dakikda bir telsizle hala çalıştığımı bildiriyorum.”

“Peki bu durumda prosedür nasıl işleyecektir?” Gökhan sorularına devam ediyordu.

“Tüm ajanlar şehrin boşaltılması konusunda görevlidir. Büyük bir kısmı insanların yığıldığı çıkış noktalarında görevlidir. Çok azı ise şehirde kalır ve güvenlik görevlilerinin şehri boşaltması konusunda yardımcı olurlar.”

“Pekela. Kesin olarak nerede olduklarını nereden bilebiliriz?”

“Kesin olarak bilemeyiz ancak şu anda şehri terk etmeye çalıştılarından neredeyse eminim. Böylesine derinlere dalabilecek kadar deneyimlilerse işler kontrolden çıktığında kaçmaları gerektiğini de bilirler.”

“Peki onları bulunca ne yapmamız gerekiyor?”

“Buraya getireceksiniz. En azından belirli bir yere getirmelisiniz ki sahte delilleri oluşturabilelim.”

“Bu durumda o panik halinde kaçan insanların arasına karışmalı, o kalabalığın içinde onları bulmalı, kimseye fark ettirmeden ele geçirmeli ve buraya getirmeliyiz öyle mi?” Sesindeki alay gereğinden fazla barizdi. Gökhan soru selinin sonuna gelmişti ancak aldığı cevaplar anlaşılan hoşuna gitmemişti.

“Bu şekilde bakıldığında haklısın. Komik görünüyor ancak birincisi yardım teklif eden sizdiniz. Ayrıca Canberk de yanınızda olacak. Deneyimli ve başarılı bir ajandır. Gerekli donanıma da sahip olacaksınız. Tahmin ettiğinizden çok da kolay olacak.” Mert’in sabrı az da olsa zorlanmaya başlamıştı. Yine de direniyordu.

“Canberk de mi bizimle geliyor?” Bu kez de İbrahim itiraz bayrağını çekti.

“Evet. Sizinle geliyor. Size vereceğim aletlerin kullanımını o biliyor. Ayrıca tek silah taşıyan da o olacak. Buna ruhsatı olan sadece o var.” Mert’in sesi artık otoritesini belli eder bir tonda çıkmaya başlamıştı. Bundan böyle tartışma yoktu, fikir yoktu, sadece kabullenme olabilirdi.

İki arkadaş kendilerini ne kadar kaptırdıklarını o sırada fark ettiler. Tüm gece ellerinde silahlarla koşturmaya o kadar alışmışlardı ki şimdi silah taşımaya yetkilerinin olmayışı komik bir biçimde saçma geliyordu.

“Bu sırada Şule’ye ne olacak?” İbrahim arkadaşının ameliyatının nasıl geçtiğini bilmiyordu, ne durumda olduğunu bilmiyordu, nerede olduğunu bile bilmiyordu.

“Dinleniyor. Ameliyatı iyi geçti. Kanamayı durdurduk ve GİS’i çıkardık. Uyandığında normal bir hastanede olacak. Bana bir iyilik borcu olan bir arkadaşım soru sormadan yardım etmeyi kabul etti. Uyanır uyanmaz onu hipnotize edecek ve bu gece olanların tamamını unutturacak. Şehrin tahliyesi esnasında ufak bir kaza geçirdiğini bilecek.”

İki arkadaş bir an için Şule’ye inanılmaz derece imrendiler.

On beş dakika sonra labaratuardan çıktıklarında İki arkadaş tüm geceyi unutmak istemeyi bir kenara bırakmış, sadece yarın ki gün doğumunu da görebilecek kadar yaşamayı umabiliyorlardı.

Editor eleştirisi

22. bölüm

Genel Puan: 
 
7.5
Senaryo & Kurgu:
 
8.0
Özgünlük:
 
6.0
Yazın Kalitesi:
 
8.0
Akıcılık:
 
8.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Toplam 0 kişiden 0 tanesi bu eleştiriyi beğendi
:)
 
 


Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Eleştiri yazmak için lütfen giriş yapın.
 
 
 

Üye Girişi