Gerçekler

Gerçekler
Deneme Adı Susturucu
Bölüm No 19
Yazar Meriç Tanzer
Yazıldığı Yıl 2008

...“Sınırları zorlamışsın.” Gökhan’ın yani Deniz’in sesi etkilendiğini belli ediyordu. Gökhan, yani kafesteki Gökhan ise ne düşüneceğini bilemiyordu.

“Bu kadar hasar almasına ne neden oldu?”

“Gökhan tabancasının kabzasıyla şakağına vurdu.”

“Neden böyle bir şey yaptı ki? Ayrıca tek bir darbe bu kadar hasar nasıl verebilir?”

“Son altı aydır deri vatozlardan vardı üzerlerinde. Bu gece çıkarıldılar.”

“Anlıyorum. Ben de Şule’nin diğer yarısı nerede diyecektim. Bu arada sence yaşayacak mı?” dedi Deniz bir yandan makas benzeri bir aletle Şule’nin beynin içinde birşeyler kurcalıyordu.

“Hangisini soruyorsun? Denek mi yoksa icadım mı?”

“Denek. Ayrıca şu icadına bir isim ver artık. Böyle çok garip oluyor.”

“Pekala ismi gis olsun. Üç deneğimin isimlerinin baş harfleri. Çok yaratıcı değil ama idare eder. Deneğin yaşamasına gelince, yeterli strelizasyon kurallarını yerine getirmeye fırsatım olmadı. Yine de vücuduna salgılanan onca adrenalin ve destek çözeltileri hayatta tutar diye umuyorum. Bir komplikasyon oluşmaması için yoğun antibiyotik uygulayacağım. Gerçi neden bu kadar zahmete girdiğimi de bilmiyorum. Sadece Gis’i alıp vücudu bıraka da bilirim.” Ses tonu soğuktu Mert’in. Ancak yine de tereddütte olduğu barizdi.

“Neden bunu yapıyorsun Mert?”

“Ne yapıyorum?”

“Olduğundan daha soğuk kalpli rolü oynuyorsun. Bu çok açık ama neden yapıyorsun?”

Mert cevap vermeden önce tereddüt etti. Kısa bir süre sessizlik oldu ve sonunda zorlayarak da olsa ağzından kelimeler döküldü:

“Sanırım iki farklı hayatım olmasına alıştım. Bu iki hayatı birbirinden olabildiğine uzak tutmak istedim. Bu yüzden de iki hayatımdaki benlerin de birbirlerinden olabildiğinden uzak olmasını istedim.”

“Tabi bir de uzun süre deri vatoz kullandın.”

“Onun da etkisi olmalı.”

“Bence artık bırakmalısın. Ortalıkta yapay bir göbekle dolaşmaktan ne zevk alıyorsun anlamıyorum.”

“O yapay göbeğin salgıladığı enzimler ve hormonlar hem gerçek göbeğinden kurtarıyor hem de kas yapısını destekliyor.”

“Ama çıkarınca vücut alıştığı denge bozulduğu için strese giriyor. Etrafta tüm silah taşıyan ajanların sinirleri burnunda gezdiklerini düşünebiliyor musun?”

“O stresten kaynaklanmıyor. En azından sadece stresten değil. Vücut yapay kimyasalları taklit etmeye çalışıyor. Nedense en çok da testesteron salgılıyor. Bu da agrasifliği arttırıyor.”

“Testesteron? Ama Şule’de yoğun bir şekilde kullandın. Ona zarar vermeyecek mi?”

“Bu yeni nesil bir seri.”

“Canberk’te de yeni nesil bir tane kullanmıştın.”

“Bu ondan da daha yeni bir seri. Başarısız bir deney. Testesteron salgısı kontrolsüz bir şekilde arttı. O yüzden aylardır görevde değil. Vücudu kendi dengesini bulana kadar istirahatte. Ama kendisini riskler konusunda uyarmıştım. Neyse, Şule de kullandığım farklı bir seri. Canberk’te ne yaptıysam bunda bir çok açıdan tam tersini yaptım denilebilir.”

“Peki kararın ne? Onlarla ne yapacaksın? Ne yaparsan yap arkandayım.”

“Bu işi örtbas etmek zorundayım. Yukarıdakiler deneyi insan hayatını hiçe saymaya yakın buldukları için onaylamamışlardı. Buna rağmen yaptım ve hiç beklemediğim bir sorunla karşılaştım. Şimdi bu olayı örtbas etmek zorundayım. Kimse fark etmeden.”

“Dışarıda kopardığın fırtınadan sonra biraz zor ama birileri içeri girse zaten herşey biterdi.”

“Hala şehri tahliye mi ediyorlar?”

“Radyoaktif sızıntı olabilir dediğinde aklı başında insanlar bunu yapar.”

“Halka radyoaktif sızıntı demediler heralde?”

“Deprem söylentisi yaydılar. Karakollara ve kamu kuruluşlarına şehrin tedbir için boşaltılması talimatı verildi. Aslında herkes ne olup bittiğinden habersiz.”

“İstediğimden daha fazla gürültü çıkmış. O kadar panik halindeyken daha iyisini düşünemedim.”

“Bu durumda nasıl örtbas edeceksin?”

“Gerçekten tam emin değilim. Üçünden de bana ait olanları alıp bedenlerini ayrıştırmak işe yarayabilirdi. Tabiki aileleri kayıp çocukları için ortalığı ateşe verirler ve üçünün de ortak noktası ben olduğum için bazı sorunlar ortaya çıkar. Gitmelerine izin verirsem bu sefer konuşabilirler ve yine başım yanar. Örtbas etmeye çalışmaz, olanları üstlerime anlatırsam bu sefer de kendi kendimi ben yakmış olurum.”

“Bu durumda kaza süsü vererek ortadan kaldırmak gerekiyor.”

“Daha ortada ölen iki ajan var. Onlara olanlar da soruşturulacaktır.”

Gökhan yeni yeni geri kazanmaya başladığı güçlü sesiyle konuşmaya katıldı:

“O zaman bizi bırak. Gidip o mercedesteki adamları bulup getirelim. Herşeyi onların üstüne yıkabilirsin. Bizi öldürmezsen biz de konuşmayız.”

İki adam ameliyatı bıraktılar ve kafesteki perişan adama baktılar.

“Size nasıl güvenebilirim ki?” Mert sesindeki umut kırıtısını saklamayı başaramamıştı.

Editor eleştirisi

19. Bölüm

Genel Puan: 
 
7.5
Senaryo & Kurgu:
 
8.0
Özgünlük:
 
6.0
Yazın Kalitesi:
 
8.0
Akıcılık:
 
8.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Toplam 0 kişiden 0 tanesi bu eleştiriyi beğendi
Bölümün ismi oldukça yerinde. Bir çok soru yanıtlanıyor ama dahası da var...
 
 


Üye eleştirileri

Bu tanıtım için henüz üye eleştirisi yok

Eleştiri yazmak için lütfen giriş yapın.
 
 
 

Üye Girişi