Üç arkadaş başlarında bilinçlerini kaybettikleri andan hatıra kalan hafif ama rahatsız edici sızlamalarla birbirlerine bakakaldılar. Üçü de neler olduğunu hatırlamalarsa da son kırk beş dakikadır neler yaptıklarını çok net biliyorlardı. Sanki bozuk bir radyodan etrafta olan her şeyi dinlemiş gibiydiler.
Şule tam olarak 01.32’de şu anda koltuğun üstüne serili duran gece elbisesiyle otelin lobisine girmişti. Hedefin bulunduğunu “bildiği” bar kısmına gitmiş ve masalardan sadece bir tanesi, o da sızmak üzere olan iki delikanlıyla dolu olmasına rağmen masada değil barda oturduğunu görmüştü. Adamın yanına oturarak zaten alkolle hafiften çakırkeyifliğe varmış olan adamla sıcak bir muhabbete başlamıştı. Bu sırada gece vardiyası için iş yerine gelen iki görevliyi ortadan kaldıran Gökhan ve İbrahim onların kıyafetlerini alarak otele arka sokaklardan birine açılan görevli kapısından girmişlerdi. Gökhan nereye gideceğini çok iyi bilerek güvenlik odasını bulmuştu. İçerideki neler olduğundan habersiz, olaysız gecelere alışık iki görevli Gökhan’ın susturuculu tabancasından çıkan kurşunlar için kolay birer hedef olmuşlardı. Odayı ele geçirir geçirmez tüm görüntü kayıtlarını kapatıp gün boyu yapılan kayıtları da sildi.
01.41’de İbrahim altıncı kat kalorifer borularını bulmuş bir süit hariç diğerlerinin vanalarını kapatmıştı. Ardından telefon hatlarına da girerek resepsiyona giden tüm hatları güvenlik odasında beklemekte olan Gökhan’a yönlendirmişti. Böylesine soğuk bir gecede şikayetler çok da gecikmemişti. 01.54’de Gökhan altıncı kattaki dolu olan üç süitten ikisinden şikayet telefonu almıştı. Yerinden ayrılmış, İbrahim’le buluşmuş ve iki daireye ayrı ayrı girmişlerdi. Petekleri kontrol etmişler ve ardından da oda sahiplerinden çok özür dileyerek teknisyen çağırmaları gerektiğini söylemişlerdi. Tamirat biraz uzun sürebilirdi o yüzden kendilerini sadece bu gecelik bir alt kattaki süitlere alabileceklerini söylemişlerdi. Odalardan birindeki çift bu teklifi kabul edip Gökhan’ın gelirken güvenlikten getirdiği yedek anahtarla yeni odalarına yerleşseler de diğer odadaki İtalyan iş adamı itiraz etmiş ve yetkili birisiyle görüşmek istemişti. Görüşebildiği tek yetkili İbrahim’in silahından çıkan iki adet mermi olmuştu. Tam olarak 02.09’da altıncı katta hedeften başkası oturmuyordu. En azından canlı olarak…
02.10’da Şule var olan tek tanığı ortadan kaldırmak için bitirdiği kokteylinin bardağının tutulacak yerine parmağındaki yüzükten bir miktar zehir püskürttü. Kendi kanına korunmak için panzehiri buraya girmeden önce almıştı bu yüzden bir kazadan korkmasına gerek yoktu. Barmen tam da beklediği yerden tutarak öldürmek için dokunulması yeten zehri vücuduna aldı. Etkisi ortalama yarım saat içinde görülen zehrin panzehirini bulmak zor olmasa da çok geç olmadan kimsenin aklına kobra zehri gelmeyecekti. Şule’nin bildiği bir şey daha vardıysa da o da hedefini vurarak öldürmesi gerektiğiydi.
Bu sıralarda İbrahim içinde bulunduğu odanın balkonundan hedefin odasının balkonuna atlamış ve Şule’nin işini yapabilmesi için ona verilen silahı namlusuna mermi sürerek ve emniyetinin açık olduğundan emin olarak klozetin arkasına bantlamıştı. Ardından da balkona geri çıkarak hedef ve Şulenin odaya gelmelerini beklemeye başlamıştı.
02.11’de Şule hedefiyle birlikte hedefin odasının yolunu tutmuştu. 02.15’te Şule elbisesini çıkarmış, küveti doldurmaya başlamış, hedefiyle öpüşüyordu. Bu sırada da Gökhan olası bir başarısızlık ya da planlanmamış bir faktöre karşı yan süitin balkonundan atlayarak İbrahim’e katılmıştı. Birlikte içeri girerek yerlerini almışlardı. Birisi süitin kapısını diğeri ise pencereden sokağı kolaçan ediyordu.
02.16’da hedef ceketinin altında, askıda taşıdığı silahını çıkararak sehpa üzerine koymuştu. 02.17’ye girildiğinde ise hedef tamamen çıplak bir şekilde küvete yatmış karşısındaki kadının kendisine katılmasını bekliyordu ancak Şule sakin hareketlerle, sanki sergilediği baştan çıkarıcı dansın bir parçasıymış gibi yere eğilerek klozetin arkasındaki susturuculu tabancayı çıkarmıştı. Ayağa kalkmış, silahını hedefine doğrultmuştu. Bundan sonra olanlar zaten biliniyordu.
“Ben az önce birini…” Şule gerisini getiremese de herkes ne olduğunu biliyordu. Tüm gruba işledikleri suçların ağırlığı çökmeye başladı ağır ağır. Üstelik Şule işlediği suçu kendindeyken işlemişti. Bütün bu olanlara mantıklı bir açıklama getiremiyorlardı ancak getirebilecek birileri vardı. Hepsinin aklına aynı şey gelmişti. Mercedes’teki iki adam…
Şule onları bilinci yerindeyken görmemiş olsa da onlardan haberdardı. Başı ağrıdığı için bilincini kaybettiği andan sonrasını hatırlamak için kendisini zorladığında çok karanlık ve silik de olsa adamların görüntüleri zihninde canlanmıştı. İçlerinden birisi Gökhan’a bir silah verirken diğeri de elbisesini değiştirmesini zevkle izliyordu. Onlar bir şeyler biliyor olmalıydılar. Bütün bu ekipmanı ellerine onlar vermişti, bu görev ve planla birlikte. Daha da önemlisi kendilerini buraya onlar getirmişlerdi. Yani yakınlarda olmalıydılar. Tabi eğer onları geri istiyorlarsa...
Cinayet
| Deneme Adı | Susturucu |
| Bölüm No | 2 |
| Yazar | Meriç Tanzer |
| Yazıldığı Yıl | 2008 |
Editor eleştirisi
devam...
| Genel Puan: | 7.0 | |
| Senaryo & Kurgu: | 8.0 | |
| Özgünlük: | 6.0 | |
| Yazın Kalitesi: | 6.0 | |
| Akıcılık: | 8.0 |
Eleştiren snyzerNisan 26, 2009
İlk 10 Eleştirmen Arasında
Bütün eleştirilerime bakın
Bu eleştiriyi ihbar et
Üye eleştirileri
Eleştiri yazmak için lütfen giriş yapın.
Anime Filmleri
Anime OVA
Anime Serileri
Denemeler
Fantastik Edebiyat
Çizgi Roman
Batı Sineması
Uzakdoğu Sineması
