Full Metal Alchemist

Full Metal Alchemist
Full Metal Alchemist
Full Metal Alchemist
Full Metal Alchemist
Full Metal Alchemist
Full Metal Alchemist
Full Metal Alchemist
Anime Adı Full Metal Alchemist
Tür MaceraBilimkurguDramAksiyonDoğaüstü GüçlerFantezi
Prodüksiyon BONESAniplex
Yönetmen Seiji Mizushima
Senaryo Akatsuki YAMATOYA
Yıl 20042003
Süre Bölüm başına yaklaşık 24 dk
Bölüm Sayısı 51

Simyanın özü, analiz ve sentez üstüne kurulu bir bilim dalıdır. Doğru kullanıldığında demiri altına bile dönüştürebilir. Buna rağmen simya dahi, bilimin kabul ettiği doğa kanunlarını değiştiremez. Eşit büyüklükteki bir cisimden ancak ve ancak yine eşit büyüklükteki bir cisim yaratılabilir. Buna “eşitlik ilkesi” denir ve asla değiştirilemez.

Eşitlik ilkesine göre herhangi bir şeyi elde etmek istiyorsan, elde etmek istediğin şeyin eşit değerinde bir şey sunman gerekir.

Eduardo ve Alphonse Rizenbul Köyü’nde anneleriyle yaşayan iki yetenekli küçük simyacıdır, her normal çocuk gibi çocuklularını yaşamaktadırlar, ta ki annelerini kötü bir şekilde hastalanana kadar. Hastalığa yakalandıktan kısa bir süre sonra anneleri hastalığa yenik düşer ve ölür. Artık yalnız başlarınadırlar, anneleri ölmüş babaları bilinmeyen(henüz) bir sebepten dolayı onları terk etmiştir.

Abisine oranla çok daha duygusal ve kırılgan olan Alphonse annesinin mezarı başında bu akşam ağlar, Eduardo da bütün bu zaman boyunca kardeşinin yanındadır. En sonunda kardeşine dönerek(böyle bir şeyin çok zor olduğunu hatta simyacılıktaki yasakların en büyüğü olduğunu bile bile) bir teklif de bulunur, “Al; hadi annemizi diriltelim” der. Böylece iki küçük çocuk annelerinin diriltmenin yolları arar, kendilerini her türlü eğitime adarlar. Kendilerine bir simya ustası bulup kendilerini her yönden hazırlarlar.

1910 Şubat, Rizenbul Köyü

Eduardo (11), Alphonse (10)

Artık her şey hazırdır, Dönüştürme Çemberi’nin içine gerekli maddeleri koyarlar ve ritüele başlarlar. Her şey yolunda gibidir, fakat birden tepkimeden çıkan o güzel canlılığı anlatan altın ışıklar, ölümü anımsatan mora ve siyaha dönüşür. Ritüel sırasında çok kötü şeyler olur, Alphonse ayin sırasında beliren geçit türevi bir şeyin arasından çıkan dokunaçlar tarafından, emilir ve yok olur. Aynı dokunaçlar Eduardo’nun sol bacağını alır ve geçit kapanır, Eduardo bir şeylerin ters gittiğini anlar, geçidi bütün tehlikelere rağmen tekrardan açar, ve kardeşinin ruhunu en yakınında bulduğu bir cisme, bir samurai zırhına bağlar.

Alphonse uyandığında artık insan olmadığının farkındadır, ama şaşıracak zaman yoktur, Eduardo kanlar içinde yerde yatmaktadır. Eduardo’yu kaptığı gibi soluğu, evlerinin hemen yakınında, auto-mail(bir çeşit metal protez) işiyle uğraşan teyzesine götürür. Teyzesi yaralarını sarar iyileştirir ve kaybettiği uzuvlarının yerine auto-mail takar. İlerde metal protezleri ve muhteşem simya yeteneklerin dolayı Eduordo yerine başka bir isim ile çağırılacaktır.

Bütün olanlar bittiğinde Eduardo kendi kendine düşünür, annelerini diriltmekte başarısız olmuş, kardeşi artık metal bir zırhın içinde yaşıyor, kendisinin sol bacağını ve sağ kolunun yerinde bir auto-mail bulunmakta olduğunu fark eder. O an, her şeyi en azından kardeşinin bedenini geri getireceğine dair kendine söz verir ve bütün olanlardan dolayı kendini suçlar.

Böylece artık iki kardeş, iki çocuk olmaktan çok uzaktır, tek bir amaçları vardır, olanları unutup işlediği günahlardan arınmak ve bedenlerini tekrardan kazanmak…

  • KARAKTER İNCELEMESİ :

Edward Elric (エドワード・エルリック Edowādo Erurikku) Trisha ve Hohenhaim Elric’in en büyük oğlu, aynı zamanda Alphonse Elric’in abisi. Anime’ye (ve aynı zamanda mangaya) adını veren başkarakter. En belirgin özellikleri, sağ kolu ve sağ bacağının auto-mail*, altın rengi saçlara ve gözlere sahip olmasıdır. 15 yaşında olmasına rağmen yaşıtlarına göre oldukça kısadır, ve bu konuda çok ama çok hassastır, ona kısa diyen kim olursa olsun boyutuna, yaşına, kuvvetine dikkat etmeden üzerine doğru atlar.

Eduward Elric’in bir özelliği vardır ki bu onu diğer simyacılardan daha üstün kılmaktır. Edward dönüşüm çemberi(transmutation circle) olmadan dönüşümü gerçekleştirebilmektedir. Auto-mail’nin olması ve dönüşüm çemberini kullanmadan sadece ellerini birbirine dokundurarak dönüşümü gerçekleştirmesi ona bazı avantajlar kazandırmıştır(Bkz. Sağ kolunu kılıca dönüştürebilmesi).

Alpohse’ye karşı çok düşkündür, geçirdiği talihsiz kazandan beri kendini suçlamaktadır, ilk önce Al’ın bedenini sonra da kendisinin bedenini geri almak için elinden gelen bütün çabayı göstermektedir. Edward karşının aksine çok daha sabırsız, çok çabuk sinirlenebilen bir karakterdir. Genellikle duygularını paylaşmaktansa, içine atmayı tercih eder. Yaşadığı olaylardan dolayı çok daha çabuk olgunlaşmış, kararlı bir kişiliğe sahiptir.

Alphonse Elric (アルフォンス・エルリック Arufonsu Erurikku) Trisha ve Hohenhaim Elric’in ikinci oğlu, aynı zamanda Edward Elric’in kardeşi. Anime ve manganın ikinci başkarakteridir. En belirgin özelliği (aslında bariz belli söylenmesine bile gerek yok ) vücudunun olmamasıdır. Annelerini diriltme çabaları başarısızlıkla sonuçlanınca Alphonse vücudunu kaybetmiştir. Edward son bir kez daha geçidi açarak kardeşinin ruhunu eski bir samurai zırhına bağlar.

Kardeşine göre daha duygusal olmasına rağmen, Alphonse dingin, barışcıl ve sevecen ruha sahiptir. Hatta kimi zaman kardeşine oranla daha soğukkanlıdır. Edward, Alphonse için her zaman bir idol olmuştur, Alphonse onun her zaman yanında olmuş ve desteklemiştir. Kardeşiyle tek anlaşamadıkları konu babasına olan bakış açılarıdır.

Alphonse de bir simyacıdır fakat (Edward’a oranla) pek de başarılı sayılmaz. Asıl uzman olduğu alan Taekwon-Do(Tekvando)’dur. Aynı öğretmenden, aynı eğitimi almalarına rağmen, Edward bir kez bile Alphonse’yi yenememiştir(ki bunun nedeni dediğim hırçın olan Edward’ın aksine Alphonse’nin daha sakin bir yapıya sahip olmasıdır.)

Roy Mustang (ロイ・マスタング Roi Masutangu) Yarbay Roy Mustang, nam-ı değer Alev Simyacısı. Ulusal Simyacılık Birimi’nin üst rütbeli bir elemanı, aynı zaman da Edwar Elric’in (bir bakıma amiri. Bir subayın sahip olması gereken bütün özelliklere sahiptir. Roy Mustang karizmatik, kararlı, sakin, sadakate önem veren bir kişiliğe sahip, Emir-komuta zincirini sorgusuz sualsiz uygulaması ve kimi zaman olaylara katı bakışı, Edward’la kutuplaşmasına sebep olmuştur. Buna rağmen içine kapanık bir tutum sergileyen Roy’un kişisel hedefleri vardır, bu hedefleri uğruna kimi zaman hayatını tehlikeye atmıştır.

Winry Rockbell (ウィンリィ・ロックベル Uinrī Rokkuberu) Edward ve Alphonse Elric’in çocukluk arkadaşıdır. Teyzesiyle beraber Rozenbul Köy’ünde yaşamaktadır. Teyzesi gibi kendi de bir bio-mekanikerdir. Çoğu zaman Edward’la kavga ederler ki bunun sebebi Winry’nin her seferinde söylemesine rağmen, Edward’ın auto-mail’ine özensiz bakmasıdır.

Winry, en az Alphonse kadar duygusal ama bunu belli etmemektedir, doktor olan annesini ve babasını bir savaşta(!) kaybettiği için, onu teyzesi büyütmek zorunda kalmıştır. Edward’a karşı, arkadaşlıktan daha derin duygular beslediğini kimi zaman hareketleriyle de belli etse, Edward bunu göremeyecek hedefine odaklanmıştır, farkına vardığı zaman ise bazı şeyler için çok geçtir.

Gluttony (グラト二ー Guratonī) İlk bölümlerde karşımıza çıkan ve sürekli Lust ile birlikte gezen Gluttony küçük masum bir çocuktan farksız gibi gözükür, ama Gluttony’de görünen de fazlası mevcuttur, en belirgin özelliği sürekli aç ve Lust’a aşırı şekilde düşkün olmasıdır. Hedefleri (henüz!) belli değildir.

Lust (ラスト Rasuto) İlk bölümlerde gizemli bir şekilde karşımıza çıkar, Gluttony’nın yol arkadaşıdır. Bakışları tehditkar bir çekiciliğe sahiptir. Hakkında pek bir şey ve hedeflerinin ne olduğu konusunda açıklığa kavuşmuş değildir(bu da henüz!)

Trisha Elric (トリシャ・エルリック Torisha Erurikku) Alpohse ve Edward Elric kardeşlerin annesi ve Hohenhaim’ın eşi. Her zaman güler yüzlü, neşeli bir karaktere sahip olan Trisha Elric özellikle Edward’ın simyacılığı öğrenmesine her zaman katkıda bulunmuştur. Ne yazık ki çocuklarının tam olarak büyüdüğünü göremeden, amansız bir hastalığa kapılıp ölecektir.

Shou Tucker (ショウ・タッカー Shō Takkā) Şehir merkezinde küçük kızı Nina ve köpeği Alexander ile iki katlı küçük bir evde kalan Shou Tucker. Ulusal Simyacılık Birimi’nin bir araştırma görevlisidir, simyacılığının tehlikeli ve araştırılması zor olan bir alanında uzmandır.

Führer President King Bradley (キング・ブラッドレイ Kingu Buraddorei) Ulusal Simyacılık Birimi’nin en yüksek rütbeli üyesidir. Gerek fiziksel gerek ruhsal olarak sağlam bir yapıya sahiptir, çoğu komutanın aksine astlarını küçük düşürmek, emirlerini iğneleyici biçimde bir biçimde vermek yerine genelde sakin bir şekilde rica eder ve yüzünde o hep bilindik güven verici gülümsemesi vardır. Gözündeki yarayı da eski bir savaştan aldığı rivayet edilir.

Riza Hawkeye (リザ・ホークアイ Riza Hōkai) Alev Simyacısı Yarbay Roy Mustang’ın sağ koludur. Çok katı ve disiplinli bir yapıya sahiptir. Doğal olarak da ilk izlenim olarak insan soğuk bir insan hissi uyandırır. Rahatlığa, uyuşukluğa tahammülü yoktur. Alaydaki çoğu erkekten çok daha iyi silah, olayların zorlaştığı zamanlarda, en kötü hallerde bile, soğukkanlılığını korur.

Maes Hughes (マース・ヒューズ Māsu Hyūzu) Roy Mustang’ın en yakın arkadaşı, en iyi dostudur. Hughes, Riza ve Roy’un aksine gevşek bir yapıya sahiptir, tembeldir, uykucudur ve aynı zamanda normal bir insan oranla biraz fazla konuşur. Bu sebeplerden dolayı da Roy ile sık sık tartışırlar. Eğer yapacağı bir işi yoksa Hughes’un yapacağı iki şey vardır, ya bir yerlerde uyur ya da doğacak kızının ne kadar güzel olacağı, karısının hamile olmasına rağmen ne kadar güzel gözüktüğünü etrafında kim denk gelirse ona anlatırken bulabilirsiniz.

Gelin görün ki sadece davranışlarına bakarak Hughes’u hafife almak karşısındaki düşmanın, yapacağı son hata olabilir. Kolunun altında gizlediği minik hançerleri onun en ölümcül silahlarıdır, iş ciddileştiğinde Hughes gerçek yüzünü göstermekten kaçınmaz.

Editor eleştirisi

İzlenilmesi Gereken Klasikler Arasında

Genel Puan: 
 
7.5
Senaryo & Kurgu:
 
6.0
Karakterler:
 
8.0
Çizim & Animasyon:
 
8.0
Anime müzikleri:
 
8.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Toplam 5 kişiden 2 tanesi bu eleştiriyi beğendi
FMA gerek izleniş, gerek sürükleyicilik açısından çok güzel bir anime serisidir. Kurgu bakımından kimi zaman zayıf kalsa da bu eksik kalan kısmını aksiyon sahneleri, karakterler arasında duygusal etkileşim kapatmayı becermiş. Aslında animenin özü şu iki soru üstünde dönüyor;
-Bir insan ne kadar fedakâr olabilir?
-Bir insan kendini affettirebilmesi/affetmesi ne kadar zaman alır?
Beni en çok etkileyen, dediğim gibi animenin aksiyon sahneleri ve animedeki hafif polisiye dizi kıvamı. Biliyorum son cümle size bir garip gelebilir, ama benim aklıma bu durumu ifade edebilecek bir sözcük bulamadım, bunu söylememin sebebi Elric kardeşlerin sürekli bir arayış içinde olmaları ki bu çok önemli bir ayrıntı ve sürükleyici olmasının ana sebebi.
Bölümlerdeki flashback’ler karakterlerin etkileşimi yukarda sağdığım özelliklerden sonra, animenin başarılı bulduğum en önemli 2. kısmı. Özellikle iki kardeşin arasında bağ insanı gerçekten derinden sarsan unsurlardan biri. Kardeş olmasına rağmen kişilik olarak birbirine zıt iki karakterin birbirine bu kadar kırılmaz bağlarla bağlanması gerçekten takdir edilesi bir şey.
Gelelim işin geyik kısmına FMA her zaman bu kadar ciddi bir anime değil, takdir ederseniz ki her animede az çok bir komedi ögesi söz konusudur. İki kardeşin arasındaki küçük gülme krizlerine yol açacak (ve genellikle isim karıştırılması ya da boy farkından) dolayı tartışma insanı neşelendirmeye, hiç güleceği bir anda olmamasına rağmen insanın suratında bküçük bir tebessüm bırakıyor.

Sözün Özü;
Yani uzun lafın kısası FMA izlenmesi gereken “klasikler” arasındadır. Bilimkurgu-polisiye kıvamında güzel sürükleyici bir animedir.
 
 


Üye eleştirileri

Toplam 2 üyeden ortalama puan:

Eleştiri yazmak için lütfen giriş yapın.
Genel Puan: 
 
7.3
Senaryo & Kurgu:
 
8.5   (2)
Karakterler:
 
7.5   (2)
Çizim & Animasyon:
 
6.0   (2)
Anime müzikleri:
 
7.0   (2)
 
 

İKİ KARDEŞ

Genel Puan: 
 
7.5
Senaryo & Kurgu:
 
9.0
Karakterler:
 
9.0
Çizim & Animasyon:
 
6.0
Anime müzikleri:
 
6.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Toplam 2 kişiden 0 tanesi bu eleştiriyi beğendi

tüm metal simyacı,veya metalik simyacı (yani ben öyle diyorum)...izlediğim en güzel sanırım 2.anime...(1.si avatardır).

edward ve alphonseun daha çocuk olmaya yeni başladıkları yaşta annelerinin kaybetmelerinin ardından,edwardın(büyük ağaey) üstüne binen sonsuz yükü kaldırmaya çalışmasını anlatmakta...kesinlikle 14 yaşında bir veletin kaldırabileceği bir yük olmamasına rağmen edwardın daha olgun ve güçlü çizilen profili onu masaüstünüze arkaplan,yada profilinizde avatar olarak kullanmanıza sebep olabilir...

bunun yanısıra iki kardeşin arasındaki bağ bazen izleyiciyi aşırı duygusallaştirma imkanına da sahiptir...o kadardır ki;edwardın tek amacı olan kardeşinin bedenini geri getirme eylemindeki sonuç bunu gözler önüne sermektedir...

velhasıl,elinde olmayan animeseverler;"HİÇ VAKİT KAYBETMEYİN..."

Animenin Kötü Yönleri : bazı yerlerde aşırı duygusallaşma animenin kötü yönlerinden biri olrak nitelendirilebilir..tabi bunun yanında animenin kötü olmayan ama daha iyi olabilirdi dedirten çizimleri ve müzikleri...bir de unutmadan animenin çok karışık başlaması ve bu karışıklığı flashbacklerle kapatılması...
Animenin İyi Yönleri : her bölümü ayrı ayrı nefes kesen bir macera,her bölüm sonrası bir sonraki bölümü sabırsızlıkla beklemeye geçersiniz...ayrıca yapılan espriler de çoğu zaman neşenizi yerine getirir...hele o dönüşüm sahneleri ve aksiyonlar kesinlikle sizi daha da koltuğunuza yapıştırır...
 

Oka Goka (Gerçekte nasıl yazılıyor acaba? :) )

Genel Puan: 
 
7.0
Senaryo & Kurgu:
 
8.0
Karakterler:
 
6.0
Çizim & Animasyon:
 
6.0
Anime müzikleri:
 
8.0
Bu eleştiriyi beğendiniz mi?
Yes No
Toplam 2 kişiden 2 tanesi bu eleştiriyi beğendi

Son derece tatlı ve izlenesi bir animedir FMA benim gözümde. Hep ismini duymuş ama bir türlü izleyememiş olmak çok üzerdi beni. Sonunda elime geçirip izleyince sabırsızlığımı hakkettiğine karar verdim. Hemen hemen her bölümde ufak geyiklere rağmen oldukça sağlam ilerleye dramatik kurgusu, sık sık insanı düşünmeye iten felsefeler sunması gerçekten de insanın zihninde yer eden bir anime yapıyor. En çok sorulan soru kesinlikle "insan nedir?" Bu basit sorunun nerelere ulaşabileceği, ne çeşit başka sorular doğurabileceğini görüp şaşıracaksınız.

Animenin Kötü Yönleri : Bazı detayları anlatırken biraz yetersiz kalıyor. Detayları kaçırmak olası. Karakterlerin duygusal çalkantıları bazen biraz abartılmış hissi uyandırıyor.
Animenin İyi Yönleri : Sürükleyici anlatım, karakterlerin duygusal çalkantılarının işlenişi, herşeyin dönüp dolaşıp bir şekilde bir birine bağlanması, son 2 bölüme girilmesine rağmen hala kafaya soru işareti doldurması ama bittiğinde cevapsız sorunun kalmamış olması, Kendi içinde kurduğu "mantık" tan şaşmayan sağlam fantastik yapısı,...
Daha sayayım mı?
 
 

Üye Girişi